Saturday, September 30, 2006

<%WindowTitle%> sendika radyosu

İşverenimin Tarafıma Verdiği Belgeler



DÜNYA TARİHİNDE AŞAĞIDAKİ BAHANELERLE İŞLERİNDEN ATILAN BİR İŞÇİ VARMIDIR DİYE SORARLARSA SİZE , RAHATLIKLA " EVET " DİYEBİLİRSİNİZ. HEMDE BİR KAÇ GÜN İÇİNDE 20 DEN FAZLA İŞÇİ...ONURLARINI KORUMAKTAN BAŞKA DÜŞÜNCELERİ OLMAYAN İŞÇİLER...








Bir sabah işyerime geldiğimde güvenlik kapıda beklememi söyledi. ( 29/08/2006 )
Tüm çalışanlar kapıdan girip kimse kalmadığında aynı güvenlik beni muhasebeye doğru götürdü. Hiç kimse hiç bir şey söylemedi muhasebede. Zaten evrakları bir gün öncesinden hazırlamışlardı. Evrakları inceledim. Birilerinin bana kamera şakası yaptığını düşünüyordum. Birisi aynanın arkasından çıkıp , ha haa haa..Sana şaka yaptık , el sallayın, diyecekti sanki.

Ancak öyle olmadı. Memurun önüme koyduğu ve imzalamamı istediği evraklar gayet ciddi idi. İşimden atılmıştım. Ne olmuşsa olmuş bir gün öncesiyle bir gün sonrası arasında bir şeyler gelişmiş ve işverenime göre ben güven yitirici bir şeyler yapmıştım. Gülmekten başka bir şey gelmiyordu içimden. Türkiyenin büyük sermaye sahiplerinden biri olan patronumun işvereni asgari ücretli olarak 2 yıl 9 ay 7 gün boyunca hiç sorunsuz çalıştırdığı, maaşını adam gibi vaktinde ödemediği, sırtıne bir işçi elbisesi vermediği , fabrikanın en riskli yerinde çalıştırdığı beni , bir bardak çay içme lüksümü uyguladığı yasakçılık politikasıyla elimden aldığı beni, kendisine güven verme konusunda sorunum olduğunu iddia ediyor ve işimden şutluyordu.


Bu kabus rüya bayağı uzamış ve canımı sıkmaya başlamıştı. Ancak uykudan bir türlü uyanamıyordum ki...

İmzalattıkları evraklar arasında kullanamadığım izinlerime ait evraklar yoktu. Neden, diye sordum. İzinlerinin hepsini kullanmışsın, dediler. Hayır, dedim. Benim sizde izin alacağım var. 22/11/2006 da hak edişin doluyor, dediler. O zaman geçmişte hak ettiklerimi verin, dedim. İzinlerini kullanmışsın, dediler. Hayır, yanlışınız var, dedim. benim sizden 7 gün daha alacağım var.

Personel şefinin odasına geçtik. Bilgisayarı açıp bakar gibi yaptı. Yok, dedi. İzinlerini kullanmışsın. O halde , kullandığım izinlerimle ilgili üzerinde imzamın olduğu evrakları görmek istiyorum. Gösteremiyorsanız sizden parasını isterim. Tamam, dediler. Ve bir yandan da beni sorguya çektiler. Anayasadan aldığım sendika hakkımı kullanmayı istediğim ve sendikaya üye olma eğilimimi belli ettiğim için beni işten attıklarını söyledim. Ne bekliyorsun, dedi. Bak , işten atılmana sebep oldu bu, değecek mi sence ?


Evet , değecek mi? Bu soruyu şimdi kendi kendime soruyorum.
Gelişmiş ülkeler sendika olaylarını çoktan halletmişler. Gittiğiniz her yerde emin olun ki sendika vardır. Çünkü bir ülkedeki milli hasılayı eşit paylaştırma aktörlerinden biridir sendikalar. Emeğinin karşılığında ücretini alırken işvereninin kendisine haksızlık yapmasını önler sendikalar. Demokratik toplumun ayrılmaz bir parçasıdır sendikalar. Onlar olmazsa demokrasiden bahsetmek mümkün değildir...

Değecek. Ben böyle düşünüyorum, dedim. Çünkü, ben bu fabrikayı seviyorum. Sevdiğim için sendikanın buraya gelmesini istiyorum. Bu nedenle üye olacağım. İşimden atılmamın bir önemi yok. Nasılsa geri geleceğim.

Sonra, bir şey sormadılar. Kalktım. Ve odadan sessizce çıktım.


Bir komediler silsilesi böylece başlamış oldu....Bakalım daha neler göreceğiz...

0 Comments:

Post a Comment

<< Home